Çabuk ve kolay sinirlenmenin sebebi nedir? Aşırı öfkelenme en çok kimlerde görülür?

Çabuk ve kolay sinirlenmenin sebebi nedir? Aşırı öfkelenme en fazla kimlerde görülür?

Bazı zamanlarda kendimizi ifade edemediğimizi düşünürken düşüncesiyatımı savunmak için mücadele içinde olmak öfkelenmeyi tetikleyebilmektedir. Aşırı öfkenin nedenleri ve kimlerde görüldüğü ise şu yazı ile izah edilmektedir:

Yenibirlik gazetesinin yazarlarından olan Dr. İlhami Fındıkçı, öfkeli bir yapıya sahip olan bireylerin yakın çevrelerinde en fazla aileleriyle çatıştığını aktarıyor. Öfkenin de tıpkı diğer duygular gibi olağan bir his olduğunu fakat kontkarakterinin de bir o kadar mühim olduğunu vurgulayarak öfkenin altında yatan temel esasları sıralıyor.

Dr. İlhami Fındıkçı’nın ‘Aşırı öfkelenme’ başlıklı köşe yazısı:

”Açık havada öğrencileriyle ders yapmaya çıkan derviş, nehir kenarında yüksek sesle kavga eden aile kullanıcılarını görünce yarenlerine sordu: “İnsanlar neden birbirlerine öfkeyle ve yüksek sesle bağırırlar?”. Öğrenciler, farklı yanıtlar verdi: “Sükûnetlerini yitirirler.”, “Birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışırlar.”, “Karşısındakileri korkutmak isterler.” “Öfkelerine yenik düşerler…” .

Derviş, aldığı yanıtlardan sonra şöyle dile getirdi: “Bu dile getirdiklerinizin hepsi doğru ama yan yana durdukları halde birbirlerine seslerini yükseltmelerinin gerçek nedeni, kalplerin birbirinden uzaklaşmasıdır. Kızan insanlar, uzaklaşan kalplerine seslerini duyurmak için bağırırlar. Birbirlerini seven bireylerin kalpleri yakındır ve yumuşak sesle konuşurlar. Birbirlerini çok sevenler ise fısıldaşarak konuşur çünkü kalpleri çok yakındır. Sevgiyi muhabbete dönüştürerek birbirleri için her şeyi göze alanların kalpleri de adeta bir bütündür ve konuşmaveyahi gerek duymaz, bakışlarıyla anlaşırlar.” 

Bazı konularda anlaşılmadığımızı düşünerek görüşümüzü savunmak için mücadele etmek, tartışmak, sinirlenmek ve öfkelenmek gibi davranışlar, kontrol altında tutulduğu sürece normal duygusal tepkilerdir. Hoşnut olmadığımız konu ve olaylara verdiğimiz duygusal tepki olarak adlandırılan öfke, bizi tehlikelerden korumaya yardımcı olmaktadır. Normal olmayan, tartışma hususundaki haklılığı ortaya koymak için insani değerleri hiçe sayarak, bağırmak, sesin ve bedenin şiddetine başvurmak ve öfkeyi kontrol etmemek veya edememektir. Normal olmayan öfkeyi bir çözüm aracı, haklı olma yolu yahut bir güç olarak kullanmaktır.

AİLEDE ÖFKE

Konuyla alakalı araştırmalar; bazı bireylerin genetik yapıları yönünden strese, gerginliğe, öfkeye ve şiddete meyilli olduklarını ortaya koyuyor. Diğer yandan yetişme sürecinde çevrenin model olmasıyla birlikte öfkenin kendini ifade şekili olarak bilgisine ulaşıldıği ve yerleştiği de bilinmektedir.

İnsandaki öfkeyi tetikleyen ve kontrol dışına çıkaran temel dinamikler içinde; karşısındakini yenme ve üstün gelme içgüdüsü, kontrolsüz hırs, iradenin zayıflaması, aşırı taraftarlık, bastırılmış öfke, özgüven eksikliği, dikkat çekme, korku ve korkutma ilk olarak sayılabilir. Bu ruh halleri, bireydeki neden sonuç ilişkisini ve muhakemeyi zayıflattığından ilk olarak insana sonra muhatabına zarar verir.

Pandemi süreci ve ardından bireylerde yaşanan öfke patlamalarının çoğaldığı, birey ve toplum düzeyindeki şiddetin giderek bir davranış modeline dönüştüğü, akademik çalışmalara yansıyacak düzeyde dikkati çekiyor. Özellikle aile içinde yaşanan öfke patlaması ve şiddet hadiseleri, dünya çapında aile kurumunu tehdit edecek düzeylere ulaşıyor. Öyle görünüyor ki bedenlerimizin yakınlaşması, kalplerimizi yakınlaştırmamış. Maddi birliktelik ve yakınlık, mana birlikteliği ve yakınlığını getirmemiş. 

Acaba insanlar, öfkelerini ilk olarak neden aile üyelerine yöneltir? Öfke nesnesi veya konusu, öfkeyi haklı kılar mı? Bu hususta farklı çalışmalar ve görüşler olsa da şunu rahatlıkla aktarabiliriz: Öfkeli insanlardan en fazla etkilenenler, onlara en yakın olanlardır. Dolayısıyla aynı aile içinde, aynı iş ortamında bulunanlar, öfkeden en fazla nasibini alanlar olabiliyorlar.

Yansıtma ve savunma mekanizması görüşünü benimseyen psikologlar, insanın en yakınındakilere öfkelenmesini, kabul gören bir davranış olarak benimsememekle birlikte daha masum bir öfke şekili olarak değerlendirirler. Bunun yanında öfkenin bir alışkanlık halini alması, iradenin zayıfladığı öfke kontrol bozukluğudur ki bu, üzerinde durulması gereken bir konudur.

ÖFKENİN İKİ KAYNAĞI

Öfkenin kontrol edilmesinin ilk adımı; öfkenin kaynağını bulmaktır. Bireyin kişisel çıkarlarının yahut ailenin, kurumun, toplumun yani bütünün çıkarlarının zedelenmesi öfke patlamasına neden olan iki temel kaynaktır. Kaynağı ne olursa olsun öfkeyi kontrol edememek bir sorundur. Lakin alışkanlık halini alan öfkenin kaynağında bireysel arzular, çıkarlar, hırs, üstün gelme endişesı, noksanlıklerini örtme çabası gibi tamamen kişisel nedenler yer alıyorsa bu daha büyük ve tehlikeli bir sorundur.

‘Ben’ için verilen mücadelenin sonucu olan öfke davranışı ile ‘öteki’ için verilen mücadelenin sonucu öfke davranışı nitelik olarak farklıdır. Diğer bir ifade ile tamamen şahsi nedenlerle gösterilen ve çoğu zaman maddi nedenlere dayanan öfke tepkisiyle, aileye, kuruma, topluma karşı arzu edilmeyen bir davranışa gösterilen yani çoğu zaman mana odaklı olan öfke tepkisi içindeki farkın fark edilmesi mühimdir.

Öfke ile başa çıkma sürecinde; öfke anında gevşemeyi öğrenmek, şartlar ne olursa olsun iletişim kapılarını kapatmamak, anlaşmazlık konusu için alternatif çözümler üretmek, ortamı, şartları yahut çevreyi değiştirmek, akil bireylerin görüşlerine başvurmak, arabulucu veya danışmanlık hizmeti almak gibi yöntemlerden yararlanabilir. Tüm bu metotların ortak amacı; öfke hususunda sabitleşen düşüncesi aşmak, bilinç düzeyinde bir yeniden yapılanmaya gitmektir. Amaç öfkeyi bastırmak veya yok saymak değil, bu duygu halini kabul edilebilir, zararsız yollarla ifade etmektir.

Dolayısıyla özellikle aile üyelerinin, şu üç günlük dünya çapında kendi aralarında öfkeye neden olan kişisel nedenleri aşıp, insan olarak yakınlıklarını en üst değer olarak görmeleri mühimdir. Aile üyelerinin; bütünün çıkarlarını, çekici kişisel çıkarlara kurban etmemeleri gereklidir. Kalplerin uzaklaşmasına neden olacak ve geriye dönüşü zora sokacak söz ve eylemlerden kaçınmak, sevgiyi hâkim kılmak mühimdir.”

Hastane Bilgisi

Sitede yer alan makaleler bilgilendirme amaçlı olup, Web sitemiz hiçbir hastane veya sağlık kuruluşuna bağlı değildir. Hastanebilgisi.com' ait içerikler asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. İlgili bir durumda mutlaka hekimize başvurunuz. Reklam ve işbirliği taleplerinizi isterseniz melisdurak6@gmail.com adresinden iletebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir